Mülteciler! Ezidilere Atfen!


Onlar başka bir dünyadan, Başka bir alemden,başka bir hayalden, Ve başka bir ırktan değiller,Onlar İNSAN…! Ama onların dünyaları, hayalleri, Zevkleri, yaşama dair kurgu ve kaygıları bambaşkadır.



Bir yanda onlar, diğer yandan, bizler, sizler diğerleri ve bizler ve bizler Işid, Sunni, Şİİ ve zıkkımın kökü vs vs...!!! Sahi, Siz hiç doğduğunuz diyardan sizin dışınızda gelişen bir nedenle, sırf EZİDİ OLDUĞUNUZ İÇİN, "müslüman olmadığınız için Kürt Olduğunuz için" Çok uzaklara sürgün edildiniz mi? Arkanızda anılarınızı, ananızı,bacınızı, sevgilinizi, çocukluğunuzu, size dair bütün geçmişleri bırakıp bir gece yarısı ansızın bir İŞİD bir zulüm baskınında öylesine can hıraç kan ter içinde, bütün anılarınızı yakıp, bırakıp kaçtınız mı Şengal dağına yada ötesine….



Siz hiç o tertemiz çocukluğunuzun Yaşandığı, saf dünyanızdan bir anda koparılıp diğerlerinin doğdukları diyarlara gittiniz mi,siz hiç yarınların o karmaşık “ölümcül ellerde” Salt bugüne dair güdüsel bir yaşama zorladınız mı? Sahi siz, hiç ailenizi, annenizi, babanızı, sevda düşlediğiniz bir sevgiliden en uzaklara en bilinmez ufuklara, “BİR EKMEĞE, BİR YUDUM SUYA” sevgiliye koşar gibi koştunuz mu? Ve siz hiç böyle uzaklarda ağladınız mı? Ağlarken geride bıraktıklarınıza, ölümcül bir veda sadrımı tüm hücrelerinizi? Bir mülteci kampında bir ekmek tası ile kuyruklarda ağladınız mı açlığınıza? Yurtsuzluğunuza? Kimsesizliğinize, yetimsizliğinize vs…! sahi siz insan oldunuz mu? Gözlerinizden yaş akmadan? bilinmez bir öfke belirdi mi kaşlarınızda bilinene en has zulme, elleriniz tutkulu, diliniz tutkulu, hayalleriniz tutkulu, sevdanız tutkulu ve etrafınız tel örgüleriyle tutkulu hüznün sarı rengini yaşadınız mı hiç? Sahi sşz, Hatıralar sakladınız mı kanlı bıçaklı? Dosta sitem ettiniz mi dost yanınızdayken? İliklerinizde hissettiniz mi kalabalıklarda yalnızlığınızı? Sahi siz hiç nefretinizdeki sevgiyi yaşadınız mı? Veya kendinizi terk ettiğiniz oldu mu müntehirlerde? İdam ettiniz mi duygularınızın çoğul halini bir çırpıda? Korsan yolculuklara çıktınız mı yoğun trafiklerde? Bir tutam sevgiyi özlediniz mi sevdalar ülkesinde? Gece kuytularında mehtapsız kaldınız mı ay ışığında? Sahi üşüdünüz mü hiç güneş ülkesinde aşk peydahlarken Mutluluklar dilendiniz mi yıldızlardan hüzünlü gecelerde? Yaşamın orta yerinde bir başınıza kaldınız mı hoyratça?



Sahi siz dokunmadan,okşamadan,seviştiniz mi yalanlarınızla, korkularınızla, cesur korkaklığınızla, veya maskelerinizle? Bir kurşunla öldürdüğünüz oldu mu dünlerinizi? Peki ya kahkaha atabildiniz mi yalnız başınızayken? Ve herkes gülüyorken siz ağladınız mı, onlara aldırmadan yalnız başınıza? Yok yok siz beni anlayamazsınız, Bir Ezidi yetimliği ile bir ben bilirim... evet, bir ben bilirim Şu güzelim hayatımın ne denli talan olduğunu… ** Sanmıyorum ey insanlık?? Ve sizin çocuğunuz, yaşamınız başka diyarlarda, başka mezarlarda bir daha hiç göremeyeceğiniz adı bile olmayan mezarlara konuldu mu?, Hiç sanmıyorum!!! Onların “EZİDİLERİN” gözlerinde hüznün en derin yarası yaşanıyorken, onların elleri nasırlı ve sıkılmışken, onların yürekleri inadına zulme inat yaşam umudu ile dik bakışlarla dolu iken, onların ayak parmakları Şengal dağlarından beri bir nasır bir bin nasır bakıyorken, inadına bir yudum suya can veren bir yarına kendi kendi küllerinden yeniden özgürlük umutlarına gözyaşları ile sularken, onların saçları sizinkiler gibi güneşleri andırmıyorken, onların dudakları hiçbir zaman bizim sevgilililerimizi öptüğümüz tadı almıyorken, . Ha keza yürekleri en hümanist insanlığa tüm ideolojilere, Dinlere, Dillere, İnsanlığa ve de dünya gezegenine çatıyorken…



Onlar, Ezidiler, Kürt çocuklar anneler, yanakları çizgili, bedenleri yaşlarının çok ötesinde gülmeyi unutuyorken, Roboskide, Şengalde, Şehri-nuhta, Diyabıbekirde, Viranşehirde, Midyatta, Girikamoda….. Onların bakışları Salt siyah beyaz sana bana diğerlerine ve de insanlığa,bakarken.. Ve onların bir tarafları mayınlara basıyorken, bir tarafları bir damla su ile can verirken Şnegal dağında, bir tarafları meleki tavusa kan verirken binlercesi ile, bir tarafları kirvelerinin ihanetine can verirken, bir tarafları yüreklere çizilen sevda yasakları olan tel örgülere takılıyorken, diğer tarafları bir güne kaç güne bir ekmek sığdırıyorken, ve ölürken nedensiz kahpe bir insanlığa…. Bir soykırıma!!! , Ve bizler en olmadık sofralarda , en olmadık onlarca yemeklerde günde dört öğün en olmadık lezzetleri almaktayız. Bizler hiç umursamadan o en katı nefsimize uyarak etrafımızı görmeyecek kadar kör olmaktayız. Bizler en sıcak evlerimizde en sıcak yataklarımızda, en sıcak bedenlerde en garip İronik bir hazlar almaktayız…!!! Bizler sınırlar yaratmaktayız, sınırlara mayınlar, tel örgüler çekmekteyiz insanlığın yürekleri bu tel örgülerde parçalanıyorken, jizofrenik hazlar almaktayız.. Bizler büyük başlı silahlar üretmekteyiz, adı kimyasal. adı nükleer,adı atom bombası,adı ihanet olan ne cok silahlar üretmekteyiz.. Bizler büyük kepçelerle büyük çukurlar kazmaktayız, bir değil yüzlerce binlerce beden mezar kazmaktayız.. Kurşunlara sermekteyiz bizden olmayanları ölesine, bir utanç içinde…! Çukurlarça……!



Bizler, çocuklarımıza bencilliği, kini, nefreti ve de tek benliği, tek din-ililiği, tek dil-liliği, en olmadık felsefelerle öğretmekteyiz. Bizler, sevdiğimize, annemize, dostlarımıza günlük para kazanma kuruyla bakarız, en güzel dost en çabuk harcanandır diyerek” en garip menfaatler da paranoyak hazlar almaktayız” Bizler, bizler ve bizler, onları anlayabiliyor muyuz.?. Ve anlayabilirmiyiz..! Hiç sanmıyorum ey insanlık… Ama onlar bizi asla affetmeyeceklerdir... Çünkü, diyarsız kalmak, annesiz kalmak, köle pazarlarında satılmak, annesiz kalmak, çocuksuz kalmak, düşsüz kalmak ve mayınlara dipçiklere bir yudum su ile Şengal dağı onlara mezar olmak, Onların kaderi olmamalıydı” ve olmamalı.. Kimlerden mi bahsediyoruz? onların adı MÜLTECİ onların Ezidi KÜRT ÇOCUKLARI İNSANLARI, onların adı savaş kurbanları, onların adı yetim, onların adı kimsesiz,onların adı yurtlarından Sürülmüş yaşamlar.. Onların adı “narsist” kazançlarda birer kayıp.. Kısaca onların adı mülteci, sığınmacı..... Onların dini, dili, rengi, ırkı önemli değildir…. Onların adı İNSAN. Ve ben inanıyorum ki onlar bizimle aynı adı “yani insanlığı” taşıdığı için utanç duyuyorlardır.... Eminim bundan.. Dünyada "çeşitli ülkelerde"700 milyonun üzerinde yerlerinden yurtlarından bir şekilde sürülen mülteci “SIĞINMACI” mevcuttur. onların anısına diyorum...!!!! Lütfen bügünlerde bize sığınan kimsesiz yetim, tarihin öksüz çocukları olan Ezidi Kürtleri sahipsiz bırakmayalım diyorum…! Bir insan olma duyarlılığı ile en azından bir ekmek, bir su, bir dua olabiliriz onlara…. Olmadı düşman olmayabiliriz onlara…! En azından…! Katkı sağlayabilirsiniz diyorum size ey İNSANLIK…! Onların size bize ihtiyaçları var hemde çoook…! ONLARIN ADI İNSAN…! Gerisi hikaye…!